Portekiz’in başkenti Lizbon, öyle bir günde her yeri gezilebilecek ufak şehirlerden biri değil fakat doğru bir planlamayla vaktinizi ziyan etmeden şehri tanıyabilmek mümkün. Şehirde geçirilebilecek fazla vaktiniz yoksa öncelikle Lizbon Gezi Rehberi yazımda detaylıca anlattığım noktaları kendi önem sıranıza göre sıralayabilir ve buna göre bir planlama yapabilirsiniz. Örneğin benim çok beğendiğim LX Factory sizin pek ilginizi çekecek gibi görünmemiştir, onun yerine benim gitmediğim Lizbon Kalesi’ni görmeyi tercih edebilirsiniz. Böyle bir sıralama, işleri kolaylaştıracaktır.
Şehir temelde 5 bölgeye ayrılıyor. Aslında daha da fazlası var ama tüm ana turistik aktiviteler bu 5 bölgede toplanmış durumda. Dolayısıyla vaktinizin çoğu bu bölgelerde geçecek. Kısaca bakalım:
Baixa Bölgesi, şehrin iki büyük meydanı olan Ticaret Meydanı ve Rossio Meydanı ile bunların arasında kalan alışveriş caddesi Rua Augusta’yı temel alıyor.
Bairro Alto ve Chiado Bölgeleri, kafeleri ve gece hayatıyla öne çıkıp Lizbon’un eğlenceli yanını temsil ederken; şehrin en eski bölgesi olan Alfama, Lizbon’un tüm karakterini yansıtan sokaklarıyla ön plana çıkıyor.
Bir de Belem Bölgesi var ki, yokuş inip çıkmaktan yorulan bünyenizi tüm ferahlığı ve düz ayaklığıyla selamlayıp meşhur tatlısını yemek üzere sizi bekliyor.
Şehrin turistik haritası pek de ihtiyacı karşılayacak cinsten kullanışlı bir rehber değil; bu nedenle Google amcaya başvurup kendisinin harita hizmetinden yararlanmak en akıllıca karar olur. Bu yazıda, şehri 2 günde gezdiğimi varsayarak bir rota oluşturdum. Daha önce de yazdığım gibi, ilginizi çekmeyen noktaları atlayarak kendinize göre revize edebilirsiniz. Peki ben bu rotaya uygun bir planla mı şehri gezdim? Hayır, çünkü bana yardımcı olacak böyle bir rehber bulamamıştım 🙂
Lizbon Gezilecek Yerler 1. Gün
- Ticaret Meydanı (Commerce Square): Şehrin en büyük meydanı olan Ticaret Meydanı ile başlayalım. Biraz nehir manzarası izleyip birkaç fotoğraf çektik. Meydandaki büyük Zafer Takı’nın altından geçerek Rua Augusta Caddesi’ne çıkıyoruz. Burası ünlü mağazalar ve kafelerle dolu, Lizbon’un önemli alışveriş caddelerinden birisi. Etrafı izleye izleye yürüyoruz.
- Rossio Meydanı: Rua Augusta’nın sonunda bizi bu meydan karşılıyor. Ticaret Meydanı’na göre daha küçük ama daha estetik ve canlı bir yer bence. Biraz bakındıktan sonra meydanın sağındaki Praça Dom Pedro IV Caddesi’nden Rua do Amparo Sokağı’na sapıyoruz ki burası bizi üçüncü noktamıza götürecek sokak.
- Praça da Figueira Meydanı: Meydanlardan devam ediyoruz. Ortasında Kral John I’in bir heykelinin, çevresinde kafelerin bulunduğu bu küçük meydana geliş amacımız aslında Lizbon Kalesi’ne gitmek üzere otobüse atlamak. Bineceğimiz otobüsün numarası 737. Yürümek isteyenler varsa pek önermem. İnsanı canından bezdirecek sağlam yokuşlarla karşılaşacaksınız.
- Sao Jorge Kalesi: 7 tepe üzerine kurulmuş olan Lizbon’un en yüksek tepesinde bu kale bulunuyor. Dolayısıyla şehir tamamen ayaklarımızın altında. Giriş ücreti 8,5 Euro. Bu noktada aynı zamanda Alfama Bölgesi’ne de girmiş bulunuyoruz. İşte buralar hep tarih.
- Lizbon Katedrali: Kaleden sonra beşinci durağımız kısa bir yürüyüşle Lizbon Katedrali olabilir. Bu aşamada toplu taşıma kullanmayı önermem; zira çok güzel sokaklardan geçerek ilerleyeceksiniz. Yorulmaya değer bence. Bu arada katedrali gezmek ücretsiz.
Katedralin yakınında Jose Saramago Foundation, Lizbon Müzesi ve Fado Müzesi de bulunmakta. İlgisini çekenler için belirteyim.
- Lizbon Akvaryumu (Lisbon Oceanarium): Sıradaki noktamız opsiyonel noktalardan biri. Hayvanat bahçesi, akvaryum gibi yerlerden uzak durmayı tercih etsem de popüler bir turistik nokta olduğu için belirtmek istedim. Katedralden çıkıp sahile doğru yürüyerek 728 numaralı otobüse atlarsanız akvaryumun önünde inebilirsiniz. Akvaryumun bu bölgeden bir hayli uzakta kaldığını belirteyim.
- Gulbenkian Müzesi: Bir başka opsiyonel nokta Lizbon’un önemli müzelerinden biri olan Gulbenkian Müzesi. Sanat ve tarihe ilgi duyanları cezbedecek olan, Gulbenkian’ın dev koleksiyonunun sergilendiği müze haritada çok alakasız bir yerde kalıyor. Akvaryumdan buraya geçmek isteyenler Cabo Ruivo Metro İstasyonu’ndan aynı hattın son durağı olan Sao Sebastio’ya geçerek müzeye ulaşabilir. Katedralden sonra müzeye zıplamak isteyenler, sahile doğru biraz yürüyerek Terreiro do Paço istasyonundan hiç aktarma yapmadan yine aynı hat üzerinde bulunan Sao Sebastio’da inebilirler.
Günü kapatmak için ise Chiado tarafına geçip eğlenmeye bakabilirsiniz. Canlı canlı fado dinleyip mest olarak güzel bir uykuya hazırsınız bence.
İlk gün için önerilerim bu şekilde. Hepsini tek günde tamamlamak biraz zor, gezdiğiniz noktaların tadını çıkarmak için 6. veya 7. durağı eleyip biraz rahatlayabilir; ya da katedrali gezdikten sonra Alfama Bölgesi’nin sokaklarında dolanıp fotoğraf çekerek gündüz turunu noktalayabilirsiniz. Chiado’yu gündüz gözüyle de görmek için tekrar bu civarlara gelmeyi unutmuyoruz.
Lizbon Gezilecek Yerler 2. Gün
- Santa Justa Asansörü: Baixa Bölgesi’nin sol tarafını dolanmış olalım bugün. Santa Justa Asansörü başlangıç noktamız olsun. Şehri yukarıdan izleyerek güne güzel bir başlangıç yaptıktan sonra hemen asansörden iner inmez kendimizi bulacağımız yer olan Carmo Rahibe Manastırı’ndan devam. 1755 depreminde büyük zarar gören bu yapının kalıntılarında geze geze Chiado’ya geçiyoruz.
- Praça Luis de Camoes: Bu noktayı, öyle çok görülmesi gereken bir yer olduğu için değil, Chiado’nun merkez sayılabilecek noktalarından birisi olduğu için belirttim. Bu noktadan sonra sokaklarda gelişigüzel dolaşıp bol bol fotoğraf çekiyoruz. Özellikle Bica Asansörü’nün olduğu sokak önemli fotoğraf noktalarından birisi. Yokuşlu sokaklarda dolana dolana sahile doğru inip Cais do Sodre Tren İstasyonu’na geldik; zira sonraki noktaya yürümek akıl karı değil.
- LX Factory: Cais do Sodre’den iki durak sonra Alcantara-Mar İstasyonu’nda inip, doğru LX Factory’e. Bizim sanayii mahallesi tarzı abuk bir bölgenin içinde, eski bir fabrikadan bozma bu kompleks, şehrin alternatif bölgelerinden biri. Buradaki konsept mağazaları gezip bir şeyler içerek dinlenelim. Bundan sonra Belem Bölgesi’ne doğru devam edeceğiz.
- Belem Pastanesi: Tekrar trene atlayıp bir durak sonra Belem İstasyonu’nda iniyoruz. İlk iş doğru Belem Pastanesi’ne gidip tanesi 1,05 Euroya satılan meşhur Belem tatlısından bol bol alıp tıkınmak. Tatlımızın ismi Pasteis de Belem. Buraya o gözleri kalp şeklinde gülen emoji var ya, işte tam onu yerleştirmişim gibi düşünebilirsiniz.
- Jeronimos Manastırı: Pastanenin hemen yanında bulunan manastırı ben açıkçası gezmedim ama ününü biliyorum. Dışarıdan çok görkemli gözüken bu yapının içi de eminim vakit ayırmaya değecektir.
- Berardo Müzesi: Lizbon’un en önemli çağdaş sanat müzesi manastırın az ilersinde bulunuyor. Çağdaş sanatla ilgilenenlerin görmesi gereken noktalardan birisi kesinlikle Berardo Müzesi koleksiyonu.
- Kaşifler Anıtı: Sahil boyunca her yerden görülen bu dev anıtta önemli kaşiflerin kabartmaları bulunuyor. Nehir tarafına inmişken kıyıdan kıyıdan yürümeye devam edelim.
- Belem Kulesi: Biraz yürüdükten sonra ihtişamlı Belem Kulesi’ni göreceğiz. UNESCO’nun Dünya Kültür Mirası Listesi’nde bulunan kulenin giriş ücreti 5 Euro. Kulenin kara tarafındaki çimlere uzanıp nehir manzarasını karşınıza alarak dinlenebilirsiniz. Hatta akşam saatlerinde Güneşin batışını buradan izleyip merkeze dönmek daha iyi bir fikir.
- Bairro Alto: Bu noktadan sonra artık tekrar tramvaya atlayıp Bairro Alto tarafına dönerek Fado eşliğinde günü bitirmek tam anlamıyla mükemmel bir fikir.
İki gün için böyle bir rota çizdim. Tabii bu noktalardan bazılarını eleyip daha rahat gezmek ya da şehirde geçirecek daha fazla vaktiniz varsa müzeleri ayrı bir güne taşımak da mümkün. Üstelik bu yazıya Lizbon yakınlarında gidilebilecek noktaları eklemedim (ki Cascais, Sintra gibi yarımşar saat uzaklıktaki yerler, hazır buralara kadar gelmişken değerlendirilmesi gereken noktalar).
İyi gezmeler.
