Notifications
Clear all

Türkiye'de Mutlaka Gezilmesi Gereken 20 Yer!

1 Posts
1 Users
0 Reactions
429 Views
(@guvensez)
Posts: 418
Member
Topic starter
 

1. Burdur

Doğal güzellikleri ile zengin kültürünün birleştiği Batı Akdeniz Bölgesi’nin önemli şehirlerindendir Burdur. Anadolu’nun tarih kokan şehirlerindendir. M.Ö. 7000’lere kadar giden bir tarihi olan bu şehrin kültürel mirası çoktur.Burdur Akdeniz Bölgesi’nin iç kısımda Göller yöresinde yer almaktadır.İlin genel yüksekliği 1000 metre civarlarındadır. İç Anadolu iklimi ile Akdeniz iklimi arasında geçiş bir iklimi vardır. Türkiye’nin önemli göller yöresinde bulunur. Bu yüzden her türlü su sporlarına elverişli bir şehirdir. İlin en önemli gölü Burdur Gölüdür. Diğer gölleri Salda, Yarışlı, Karataş ve Gölhisar gölleridir. Bu göller sayesinde tarıma birçok sulama alanı imkanı verilmiştir.

Burdur Gölü; Söğüt Dağı ile Sulu dere arasında  kalan, oluk şeklindeki tektonik çöküntünün sularla dolması ile oluşturulmuştur. Gölün batı kesimi boyunca uzanan fay hatları nedeniyle kıyı çizgisi dardır.

Burdur’un kendisi kadar şirin  10 tane ilçesi vardır. Bunlar Ağlasun, Altınyayla, Bucak, Çavdır, Çeltikçi, Gölhisar, Karamanlı, Kemer, Tefenni, Yeşilova Burdur’un ilçelerindendir.

Burdur’un yöresel yemekleri tadına doyulmaz bir lezzeti vardır. Testi kebabı ağzınızı sulandırabilir, canınız çekebilir. Burdur şiş ile mangalda tadına doyulmaz tatlar yaşabilirsiniz. Kabak helvası, ceviz helvası, Burdur Muhallebisi tatlıları ile ağzınızın tadını bulabilirsiniz. Özel günlerde yapılan pirinç çorbasına, soğanlı kazan etine, pirinç pilavına, sac kebabına, katmere hayran kalabilirsiniz.

Burdur tarihi mirasları bakımından da zengin bir şehirdir. Ulu Camii,Saat Kulesi, Dengere Camii, Dörtayak Türbesi, Pirkulzade Medresesi, İncir Kervansarayı, Susuz Kervansarayı,Rum Kilisesi Burdur’un kültürel miraslarındandır.

Burdur tarihin izlerini taşımaktadır. Sagalassos, Cremna, Cibyra, Kuruçay Höyüğü Burdur’un Antik kentlerindendir.

Burdur’da yaşamak  ayrı bir tat verir insana. İnsanları ve şehir sizleri kendine aşık eder. Gönülden insanlar vardır bu şehirde. Bu şehrin Akdeniz’in gülü niyetindedir. Sizlere kucak açar.

 

2. Türkiye’nin bir numaralı şehri Adana

Türkiye’nin 2.108.805 nüfusuyla 5. Kalabalık şehridir. Doğal güzellikleri bakımından ayrı bir güzelliği olan Adana’nın insanları ve yerleşim bölgesi açısından Akdeniz iklimi etkisi vardır. Akdeniz’in insanları Adana’nın insanlarıdır. Acı yemeği seven bu şehrin insanları Adana dürüm ile meşhur bir yemek anlayışları vardır. Acı yemeyi de içmeyi de severler. Bu yüzden şalgam suyuna baıyılırlar. Kendilerine has bir su olan şalgam suyunu sofralarından eksik etmezler.

Adana’ya geldiğinizde gezebileceğiniz ilk yerlerden biri  Atatürk evi ve müzeler olmalıdır. Tarihi açıdan büyük önem taşıyan şehir müzeleriyle ünlüdür.Ulu Cami, Bebek Kilise, Taş Köprü, Tepebağ eski Adana evleri görülmeye değer yerlerdir. Kentin tarihi çarşısında gezerken Karatepe kilimlerine bakmadan geçmeyiniz.

Adana yemekleri ise Türk yemek kültürü içinde ayrı bir yeri vardır. Adana kebabı her Adanalı’nın sofrasında bulunacak yemeklerdendir. Acılı özel yapılan bu kebab  Adana yöresine aittir. Acı biberleri ise çok acıdır. Adana’nın halkı acıyı sever.

Adana’nın tarihi yerleri Adana kalesi, Ayas kalesi, Yılan Kalle, Anazarva kalesi, Toprak Kale, Kozan kalesi, Cem kalesi daha bir çok kale ile Adana kaleler cenneti gibidir.Ünlü  Gön hanı ve Tuz hanı Adana’nın meşhur Hanlarındandır. Çarşı hamamı, Yeni hamam ile eski Türk hamamları keyfine ulaşabileceğiniz hamamlardır.

Adana’nın yazları sıcak ve bunaltıcı olur. Halkı bu yüzden yazın yüksek yerlere.yaylara çıkar. Doğanın en zengin Toros Dağlarında serin yaylalarda yazı geçirirler. Yaylaları yemyeşil ve çok serin havaları vardır. Başlıca yaylaları Pozantı, Nemrun,  Zorkun,  Horzum ve Börücektir. Toros Dağlarının muhteşem manzarasını Nemrun Yaylasında seyretmeniz mümkündür. Bu doğal cennet ile şehrin kalabalık gürültüsünden ve yazın bunaltıcı sıcaklarından kurtularak yaylanın tertemiz havasında dinlenebilir ve huzura kavuşabilirsiniz.

 

3. Bolu

Bolu ili Karadeniz Bölgesinin Batı Karadeniz Bölgesinde yer alan,Bilecik, Eskişehir, Ankara, Çankırı’ya komşu olan şirin bir ilimizdir. İlin 8 tane önemli ilçesi bulunmaktadır. Dağların arasında kalmış bu yemyeşil şirin il görenlerin hayallerini süslemektedir.

Bolu’nun merkezinde kültür mirasları oldukça fazladır. Özellikle Bolu müzesinde yer alan kültür mirasları görülmeye değerdir.Bithynion antik kenti Roma dönemlerinden kalmıştır. Ozamanlar bu kente Claudioplois deniliyordu. Bolu’nun şu anki yerleşmesi bu antik kentin üzerine kurulmasından dolayı ayakta kalmış bir yapı bulmak zordur. Yapılan önemli kazılarda tiyatroya ait eşyalar, sikkeler, kapılar , mezar ve heykeller bulunmuştur.  Phryg Kaya kabartması Bolu’da görülmesi gereken kültür mirası eserlerdendir. Göynük ilçesinde yer alan bu eser Soğukçam köyünde bulunmaktadır. M.Ö. 8.-7. Yüzyıllarda tarih atılan bu eser kitabe özelliği taşımaktadır.

Seben Kaya evleri Bolu’nun en eski yerleşim bölgesindeki evlerdendir. Yükselen kaya kitlelerinin yüzeyinde birkaç katlı bu kaya evler bulunmaktadır. Burada yaşamış insanlar kayaları işleyerek kendilerine zamanında kalacak korunaklı evler yapmayı başarmışlardır.

Bolu’da yerel etkinlikler oldukça fazladır. Kültür şenlikleri ile ünlüdür bu şehir. İpek yolu Kültür festivali, Yayla şenlikleri, Seben elma Festivali, Ahilik Kültür haftası, Akşemsettin Anma günü, Esentepe Yağlı Güreşleri bu şehrin en güzel şenliklerindendir. Daha birçok şenlik bu şehirde kutlanmaya devam etmektedir.

Bolu deyince aklımıza Abant Gölü gelmektedir. Doğa harikası bu göl Bolu’nun simgesi haline gelmiştir. Bolu’nun 34 km batısında yer alan bu göl, Abant Dağları üzerinde tabii bir göldür. Bolu’ya uzaklığı 34 km dir. 125 hektar genişliğinde bulunan  gölün denizden yüksekliği 1325m’dir. Bolu Abant Gölü 1988 yılında ‘tabiat parkı’ kapsamında koruma altına alınmıştır.

Bolu’ya geldiğinizde Abant Gölünü, Abant’ta yamaç paraşütünü, Bolu’nun meşhur yemekleri fındık şekeri, çam balı gibi özel tatlılarını yapmadan, yemeden görmeden gitmeyiniz.

4. Bitlis

Doğu Anadolu Bölgesi’nde yer alan şehirlerimizdendir. Siirt, Muş, Ağrı ve Van’a komşudur bu şehrimiz.  Tarih bakımından çok eskilere dayanır Bitlis. Ahlat ilçesi 13.yüzyıldan kalma eserler ve yapılarla doludur. Selçuklu, Osmanlı dönemine ait eserler yer almaktadır. Selçuklu’ dan kalma Selçuklu mezarı vardır.

Ahlat ilçesi adeta sahil kasabalarını andırmaktadır. Van gölüne kıyısı olan bu ilçenin  Van Gölü çevresinde bulunan en güzel sahillerden birine sahiptir.İklim koşulları  Kıyı turizmi ve su sporları bakımından  gelişmiş ilçelerinde 4 ay yüzme imkanı sağlamaktadır.

Şehir yüz ölçümü bakımından 6.707 km2 lik alana sahiptir. Nüfus konumunda ise 388.675  nüfusa sahiptir.Adilcevaz,Ahlat, Güroymak, Hizan, Mutki ve Tatvan en önemli ilçelerindendir.

Bitlis’te el sanatları bakımından gelişmekte olan bir şehirdir. Gej(yöresel kumaş), Cacım, Bitlis Kuşağı, halıcılık, kilimcilik, Harik,çömlekçilik, Taş işçiliği, Bastonculuk el sanatları bu şehirde yoğun şekilde yapılmaktadır.

Yöresel yemekler konusunda Bitlis Doğu Anadolu’nun muhteşem yemek kültürünü yansıtmaktadır. Özellikle Bitlis Köftesi harikadır. Büryan Kebabı tandırdan çıktıktan sonra sofralarınıza süslenerek gelir. Tadına doyamazsınız.

Bitlis yöresine has kelimeler de vardır. Bunlardan Beredayi(işe yaramaz), Bızap(buzağı), fittoz(oynak), gülyaz(kiraz), jüjü(kirpi), keşur(havuç), dırçık(zıplamaka) gibi birçok kelime yöreye ve yöre insanına has kelimelerdir.

Yörenin kültürel zenginliklerinden halk oyunları, Bitlis’in simgesi oluşturmaktadır. Özellikle türkülerde geçen ‘Bitlis’te Beş Minare’ bu şehirden gelmektedir. Yörenin halk oyunları Ağır Küvenk , Sıppe, Garzane, Papure, Zeybek, Temirdağı gibi oyun çeşitleri mevcuttur.Yöresel kıyafetleri erkek giysileri el dokumasıyla yapılır. Gej adı verilir. Yörede çalınan çalgı aletleri ise genelde davul ve zurnadır. Def ise köylü oyunlarında kullanılır.

Bitlis’te Nemrut Dağı ve krater gölünü ziyaret etmeyi unutmayınız. Ahlat Kümbetleri ve Selçuklu mezarlarını ziyaret etmeden geçmeyiniz. Yemeklerinden tatmadan Bitlis’i ziyaret ettim demeyiniz. Bitlis Kültür kokan bir şehirdir. Bu kokuyu hissetmeden bu şehri terk etmeyiniz.

5. Ardahan

Ardahan batısında Artvin, güneybatısında Erzurum, güneyinde Kars illeri ve doğuda Gürcistan ile sınır komşusudur. Türkiye’nin Kafkaslara açılan kapısıdır, Ardahan.

Ardahan ve çevresi tarihin en eski dönemlerinden beri çeşitli uygarlıkların yaşadığı önemli bir yöremizdir. Urartu, Med, Pers, Roma, Sasani, Selçuklu, İlhanlı, Karakoyunlu, Akkoyunlu, Safavi ve Osmanlı uygarlıklarına ev sahipliği yapan yörede birçok tarihi eser ve kalıntı bulunmaktadır. Eski adı Artan’dır. Tarihi oldukça eskilere dayanan ilk inşa evresi tam olarak bilinmeyen Ardahan kaleside Ardahan’ın önemli tarihi değerlerindendir. Ardahan kalesinde yapılan araştırmalarda, yörede eski tunç çağına ait kalıntılara rastlanmıştır. Ardahan kalesi Selçuklular zamanında yapılmış, Osmanlılar döneminde de sürekli olarak kullanılmıştır. Ardahan kalesi uzun yıllar, Osmanlı topraklarını Kafkasya yönünden gelen saldırılara karşı korumuştur. İl genelinde Urartu kalelerinin özelliklerini andıran kaleler, kiliseler, tarihi camiler, Ardahan ve çevresinin mimari özelliklerini yansıtan evler, hamamlar, çeşmeler, çeşitli dönemlerin izlerini taşıyan heykel ve figürler bulunmaktadır.

Ardahan, sınırları içerisindeki Damal dağlarında beliren Atatürk silueti ile ünlüdür. Atatürk’ün Damal dağlarına düşen silueti ilk kez 1952 yılında Adıgüzel Kırmızıgül isimli vatandaş tarafından görülmüştür. Her yıl haziran ayının 15 ile temmuz ayının 15’ine kadar saat 18’den itibaren Atatürk silueti net olarak yaklaşık 20 dakika güneş batımından önce izlenebilmektedir.

Ardahan’da tarım ve hayvancılığa dayalı bir mutfak kültürü gelişmiştir. Yörenin yemek kültürü ağırlıklı olarak tahıl, et ve hayvansal ürünlere dayanmaktadır. Kaz etinin yörede ayrı bir yeri bulunmaktadır. Sebze cinsinden gıda maddelerinin başında ise patates, kuru fasulye ve soğan gelir. Yörenin kendine özgü birçok yemek çeşidi bulunmaktadır. Bunlardan çorba olarak; ayran aşı, hele aşı ve püşrük aşını, hamur işi olarak; bişi, mafiş, kayıtma ve hingal, tatlı olarak da; lokum tatlısı, irmik helvası, un helvası ve hasutayı sayabiliriz.

 

6. Zonguldak

Batı Karadeniz Bölümünde yer alan Zonguldak, Karabük, Çankırı, Düzce, Bolu’ya komşu ilimizdir. Maden ocaklarının çok olduğu bu ilde, dağlık ve engebeli arazi çoktur.İlin en önemli limanı Ereğli ilçesinde bulunmaktadır.Baba burnu ve Hisar burnu Karadeniz’e olan çıkıntılarıdır.

Karadeniz sahilinde bulunan Ereğli-İnebolu arasındaki arazi Mezozoik çağda oluşmuştur. Bu yüzden Zonguldak’ta kömür kaynakları çoktur. Zonguldak dağlık alanlar dışında geniş platolara sahiptir. Bu platolarda bulunan vadileri; Filyos Çayı Vadisi, Alaplı Irmağı Vadisi, Gülüç Irmağı Vadisi ve Üzülmez Deresi Vadisidir.

Zonguldak’ta yetişen tarım ürünleri bakımından arpa, buğday, mısır, patates yetiştirilmektedir. Ayrıca  kivi, ceviz gibi meyve ürünleri de Zonguldak’ta yetişmektedir.Hayvancılıkta yüksek kesimlerde koyun, kıl keçisi ve Ankara keçisi küçük baş hayvancılığı yapılmaktadır.Köy ve kasabalarda sığır ve manda gibi büyükbaş hayvan besiciliği yapılmaktadır.

Zonguldak orman bakımından zengin bir şehirdir. Halkın belirli kısmı geçimini ormancılıktan sağlamaktadır. Ormancılıktan elde edilen odunlarla maden direkleri yapımında kullanılmaktadır. Yayla turizmi, mağaracılık ve av turizmi sehrin turizm açısından değerli unsurlarındandır.

Ürün üretimi bakımından Zonguldak’ta halı ve kilim dokumacılığı, Devrek’te baston yapımı gibi küçük el sanatları halkın geçim kaynaklarındandır.

Zonguldak geçmiş zamanlarda birçok uygarlığın ve devletin işgaline uğramış, bu devletlerden kalan tarihi eserleri mevcuttur. Günümüzde kalan tarihi eserlerinden bazıları şunlardır. Herakleia Pontike, Tieion antik kentleri bulunmaktadır. Antik Limanı Bizans dönemine ait Kilisesi, Cehennem ağzı mağaraları Güneşli Kayalıdere Şelaleleri şehrin zengin kültür ve doğal güzelliklerindendir.

Şehrin bu kadar önemli bir yere sahip olmasından ziyade Maden ocaklarından çıkarılan kömür şehri adeta kalkındırmıştır. Şehrin simgesi ve en önemli geçim kaynağı olan kömür, ülkemizin en değerli maden kaynaklarından biridir. Maden ocaklarında yüzlerce işçi çalışmaktadır. Ülke ekonomisine şehrin katkı payı vardır.

 

7. İzmir Çeşme

Antik çağlarda Cyssus olarak bilinen ve İzmir’in batı kısmında yer alan bir ilçesidir. Çeşme’nin bugünkü adını ise denizcilerin buradan su aldıkları çeşmelerden geldiği söylenmektedir. Çeşme tarih boyunca liman sahibi olması ve Sakız Adası’na yakınlığı açısından önemini korumuştur.

Çeşme arkeolojik ve turistik yönden büyük öneme sahiptir. Özellikle turistik tesislerininçok olması yaz aylarında milyonlarca turisti Ege Bölgesine çeker.Çeşme’nin sahip olduğu29 kilometrelik kıyı şeridi, güzel plajları ziyaretçilerine denizin tadını çıkarmanın daolanağını sağlar.Ayrıca Çeşme’ye bağlı kalmayıp bölgeyi gezmek istenilirse de güzel beldeve köyler tatili daha keyifli bir hale getiriyor.Çeşme’ye 2 kilometre uzaklıkta ki geniş beyaz kum plajlarıyla Ilıca, balıkçı kasabasının samimiyetini hissetiren Dalyan ve Sakızlı Koy, Ayayorgi plajıyla Boyalık Koyu size değişik alternatifler sunuyor.Çeşmede yapılıcaklar bu kadar da değil.Yelken, su altı sporları gibi bir çok aktivite de gününüzü eğlenceli geçirmenizi sağlayabilir.Çeşme’nin ulaşım kolaylığı da sizi bölgeye çekebilicek ayrı bir avantaj.Bölgede ki limanın yakınında ki marina yapılması planlanan balıkçı barınağı önümüzdeki yıllarda Çeşme’ye olan turist akınını arttırıcak gibi görünüyor.

 

8. Gaziantep 

Güneydoğu Anadolu Bölgesinin en büyük illerindendir. Türkiye’nin 6. Büyük şehridir. Nüfusu, ekonomik yapısıyla büyük bir yerleşim bölgesidir.Gaziantep Mezopotamya ve Akdeniz arasında tarihte ilk uygarlıklarının kurulduğu alanlardır.Gaziantep Anadolu’nun ilk yerleşim alanlarındandır. Bir süre Babil İmparatorluğunun egemenliğinde yaşamıştır.Gaziantep’in 9 ilçesi bulunmaktadır. Metropol şehri statüsündeki büyükşehir en önemli içleri Şahinbey, Şehit Kamil, Oğuzeli, Yavuzeli, Nurdağı, Nizip, İslahiye, Nurdağı ve Karkamış’tır

Gaziantep baklavanın başkentidir. Dünya’nın en ünlü baklavacıları Gaziantep’te yetişmektedir. Damak tadınızın bulamayacağı en iyi baklava üretimi Gaziantep’tedir.Gazi Antep yemekleriyle ünlü bir şehirdir. Antep mutfağı tam bir hazine niteliğindedir. Çalışkan halkı yemek konusunda Türkiye’nin en lezzetleri yemeklerini sofralarınıza sunar. Antep yemeklerinden bazıları şunlardır;

Köfteler(içli köfte, ekşili köfte, Malhıtalı, Yoğurtlu köfte, İç katması) ,kebablar( kuşbaşı kebab, kıyma kebabı, sarımsak kebabı,soğan kebabı vb.) Tavalar(saç tavası, sarımsak tavası, bakla tavası), Dolma ve sarmalar( karışık dolma, biber dolması , pancar dolması, yaprak sarması, fıstıklı yaprak dolması, Antep dolması) gibi lezzetli yemekleri mevcuttur.

Antep’in Minyan şerbeti, tah şerbeti, gül şurubu ünlü içeceklerindendir.

Geleneksel Antep el sanatları da meşhurdur. Sedef Kakma İşlemeciliği, Bakırcılık, Yemenicilik, Antep İşi El dokuma, Küpçülük, Kuyumculuk, Zurnacılık, Müzik alet yapımı Antep’in önemli el sanatı işçiliklerindendir.

Türkü deyince aklımıza Antep gelir. Yörenin insanları ve türküleri meşhurdur bu şehrin. Telli Turnam, Gönül Gurbet ele varma, İskan, Antep Övmesi, Bahçelerde Zerdali, Bey Mayıl gibi ünlü türküleri vardır.

Gazi Antep kurtuluşun simgesi olarak Gazi ünvanını almış bir şehirdir. Kurtuluş savaşının izlerini bu şehirde bulmak mümkündür. Sizlerde tarih kokan bu şehri ziyaret etmeyi ihmal etmeyiniz. Lezzetli Antep yemeklerinin tadına varmadan Antep’ten gitmeyiniz. Sıra gecelerinde türkü söylemeden yola çıkmayınız.

9.Çanakkale Gelibolu

Yıllar boyunca birçok medeniyete ve olaya beşiklik etmiş Gelibolu’nun adı iyi, güzel, şirin manasındaki  Gallipolis’den gelmektedir. Bu isim Osmanlı döneminde Türkleştirilerek Gelibolu halini almıştır. Gelibolu asırlar boyu birçok medeniyete ev sahipliği yapmış olduğundan dolayı gezilip görülebilecek çok fazla tarihi mekân bulundurur. Gelibolu’yu bu kadar önemli bir tarihi yarımada kılan diğer neden ise gezdiğiniz her yerde Çanakkale Savaşlarının en çetin zamanlarını içinizde hissedebilmenizdir. Gelibolu’ya daha girişte sizi “Dur yolcu, bilmeden bastığın bu topraklar bir devrin battığı yerdir,” yazısı karşılar. İsteyenler için savaşın en hararetli zamanlarının geçmiş olduğu Anzak Koyu, Arı Burnu, Conkbayırı gezmeye uygundur.Ayrıca gezilebilecek şehitlikler ve daha nicesi sizi savaşın o zorlu yıllarında küçük bir geziye çıkartabilir. Bunun dışında Ulu Camii ve Mevlevihane, Piri Reis ve Kabatepe Müzeleri ve Gelibolu Savaş Müzesi gezilebilir. Sadece tarihin değil deniz, kum ve güneşin de tadını almak isteyenler için Saroz körfezi kıyılarındaki doğal kumsallar ve Çanakkale’ye bağlı boğazlar idealdir.

Gelibolu’nun denize göre konumunu ele almamız gerekirse yemek tercihini su ürünlerinden kullanmak ise en mantıklısı olmakla beraber lakerda vazgeçilmezlere konulabilir. Turistler Çanakkale gezilerini genelde yaz mevsimine koyuyor olsalar da Gelibolu dört mevsim boyunca ılıman kalabilen bir bölge olduğundan dolayı sonbaharda yapılan bir gezi de gezginleri çok fazla zorlamaz. Kuzeyde bulunan Koru Dağları Trakya’dan gelen sert iklimin etkilerini biraz daha hafifletir. Konaklama için ideal 2, 3, 4 yıldızlı oteller ve pansiyonlar bulunmakla birlikte çoğu bütçe için rahatlık sağlayabilecek fırsatlar bulunabilir. Sonuç olarak Gelibolu kafa dinleyebilmek, tarihin tadını alabilmek adına gidilebilecek güzel mekanlar içinde yerini alır.

 

Bonus 

 

Kilyos & Kilyos Kalesi

Şifalı kumsal yapısı bulunmakta olan ve de İstanbul şehrine tamı tamına35 kmuzaklıktaki kilyos son derece tercihli alanlar arasında yer almaktadır. Temiz hava ve temiz yapıya sahip olmanızı sağlayan inci görünümlü bu yer oldukça sık gidilmekte olan tatilcilerle dolup taşan bir alandır.Çeşitli bir çok etkinliği barındıran ve de birçok duyguyu bir arada yaşamayı sağlayan kilyos ailece rahatlayabileceğiniz ve de huzurlu zaman geçirebileceğiniz yerler arasında bulunmaktadır.Kır lokantaları piknik alanları ve daha bir çok düzenli konumdaki yerleriyle oldukça dikkat çeker niteliklidir.Kilyos Kalesi’de Son derece hoş yapıda restore edilmiş bulunan bu kale oldukça dikkat çekici nitelikte bulunmakta olan yapılar arasında yer almaktadır.Boğazların korunması amacıyla yapılmış olan bu kalesinin yanı sıra birde top bulunmaktadır.Bu topun da yapılış nedeni kazanılan savaşın şerefine yapılmasından dolayıdır.Kilyos’un yapı bakımından temiz ve billur bir görünüme sahip olması ve de ayrıcalık olarak şifalı yakmayan kumlara sahip  bulunması oldukça avantajlı bir durumu öne sermektedir.

Kale, Cenevizliler döneminde yapılmış. Askeri saha içinde kalan kale, Sultan II. Mahmut zamanında restore edilmiş. Ortasında bir sarnıç bulunuyor. Yağmur yağdığı zaman, sarnıçların dolması için su toplayacak bir sistem kurulmuş. Taş yapımı kalenin, temizliğiyle dikkati çeken kemerli, korunaklı muhafız bölümleri, aynen korunmuş. II. Dünya Savaşında boğazların korunması amacıyla, Almanlar tarafından verilmiş, 19’ncu yüzyıl Krupp kamalı çelik top, kalenin burçlarında. Kale içinde 8 ayrı top sergileniyor. Kale kapısı üzerinde, Sultan II. Mahmut tuğrası, her iki yanında iki savaş topu, karşısında kalenin ele geçirilişi şerefine o dönem dikilip günümüze ulaşan anıt çınar ağacı bulunuyor.


 
Posted : 14/04/2022 1:21 am