Isparta’da Gezilecek Yerler
Isparta’da Gezilecek Yerler

Tarihi dokusu, gezilecek çeşitli alanları, plajları, doğal güzellikleri, kültürel çeşitliliği ve kendine has lezzetleri ile hem tarihin hem de kültürün harmanlanmış hali olan Isparta; gelen ziyaretçilere farklı bir gezi olanağı sunmaktadır. Hem günübirlik gezilerde hem de uzun soluklu konaklamalarda gelen ziyaretçiler için farklı pek çok aktivite olanağı sunmasından dolayı Isparta’nın her isteğe ve zevke uygun şekilde tatil imkanı sunabileceğini söylemek mümkündür.

Isparta’nın Tarihi

Batısında Beyşehir Gölü bulunan, güneydoğusunda Manavgat Çayı’na yer veren, güneyinde efsanelere konu olmuş Toros Dağları’na ev sahipliği yapan, kuzeyinde Acı Göl ile doğal bir harika sunan ve Burdur Gölü ile arasından geçen Söğüt Dağları’nın uzantılarını barındıran Isparta hem doğal güzellikleri hem tarihi dokusu hem de kültürel özellikleri ile dikkat çeken şehirlerden biridir. Doğusunda Sultan Dağları ile çevrelenmiş olan Göller Bölgesi olarak da isimlendirilen Akdeniz, Ege ve İç Anadolu bölgelerinin kesiştiği coğrafi öneme sahip bu şehir, antik çağlara dayanan geçmişiyle farklı pek çok uygarlığa ev sahipliği yapmıştır. Isparta’nın kültürel zenginliğe sahip bir tarih mozaiği olduğunu söylemek bu bakımdan yanlış olmayacaktır.

Adının Saporda, Saparta, Sparta gibi farklı isimlerden zaman içinde türediği düşünülen, antik çağlarda Pisidia olarak da adlandırılan şehrin ismi hakkında pek çok farklı görüş bulunuyor. Lidyalılar, Frigler, Persler, Helenler, Romalılar, Bizanslılar, Selçuklular ve Osmanlılar gibi farklı pek çok uygarlığı tarih boyunca bünyesinde barındırmış olan Isparta’da ilk yerleşim M.Ö. 35.000 ile 10.000 ve M.Ö. 10.000- 8000 dönemlerine kadar dayanıyor. Bu nedenle de Isparta’nın kültürel çeşitliliğinin bol olduğunu ve tarihi anlamda uzak geçmişlere dayandığını söylemek de yanlış olmayacaktır.

M.Ö. 8000- 5500 dönemlerinde bölge, göze çarpan kültür şehirleri arasında yer almaktaydı. M.Ö. 1800 – 1200 tarihleri arasında Hitit uygarlığı döneminde şehir yine farklı isimlerle anılmış ve M.Ö. 5. yüzyılda adına ilk kez tarihi kaynaklarda rastlanan bu şehir, MÖ. 334 yılında Büyük İskender egemenliğine geçmiştir.

M.Ö. 281 yılında Seleukosların egemenliğinde olan bölge, Seleukos Kralı Büyük Antiokhos’un Romalılara yenilmesiyle Bergamalılar ve Rodoslar arasında paylaştırılmış. Böylece bugünkü bölge yerleşim yeri olan “Pisidia” toprakları Bergamalıların olmuş. Bergama Kralının vasiyetiyle Roma İmparatorluğu’na devrettiği topraklar, MÖ. 102 yılında Antonius tarafından Kilikya içine alınmış ve sonrasında da Asia eyaletine bağlanmış. Bölgede otorite sağlaması için atanmış olan kralın ölümüyle de bölge; Roma İmparatoru tarafından Galatia eyaletine bağlanmıştır.

Roma İmparatorluğu’nun M. S.395 yılında ikiye bölünmesi ile Bizans İmparatorluğu içinde kalan bu şehirde Selçuklular ve Bizans İmparatorluğu arasında pek çok savaş da gerçekleşmiş. 1294’te bütünüyle III. Kılıç Arslan tarafından ele geçirilen bölge, Selçukluların düşmesinden hemen önce kısa bir dönem Hamitoğulları Beyliği’nin egemenliğinde de kalmıtırş. İlk olarak 1394’te tamamıyla Osmanlı imparatorluğuna geçen Isparta, Osmanlı İmparatorluğu içerisinde iki değeri ile son derece bilindik hale gelmiştir. Bugün hala da önem taşıyan bu iki unsuruyla da ön plana çıkarmayı başarıyor: gül ve halıcılık.

Milli Mücadele Dönemi sonrası 1923’de bağımsız bir il olan Isparta, 1926’da Isparta adını almış. Mustafa Kemal Atatürk’ün 6 mart 1930’da ziyaret ettiği, tarihin ve kültürün bir harmanı olan bölgede Atatürk’ün bölgeyi ziyaret ettiği 6 mart, her yıl coşkuyla kutlanmaktadır.

Isparta’ya Nasıl Gidilir?

Burdur ile arası yaklaşık bir saat, İstanbul ile yedi saat, Ankara ile beş saat, İzmir ile de beş saat olan Isparta’ya gitmek aslında son derece kolaydır. Pek çok şehirden birkaç saatte bir kalkan otobüsler Isparta’ya şehirlerarası şekilde ulaşım sağlamaktadır ve özel araç ile gitmek isteyenlerin de yolda zorluk çekmesi pek mümkün değildir.

Isparta’da yer alan Süleyman Demirel Havalimanı da ayrıca pek çok farklı şehirlerarası seferi her gün gerçekleştirmektedir. Türk Hava Yolları sık sık farklı şehirlerden Isparta’ya sefer düzenlediği için farklı şehirlerden uçak ile çok kısa sürede ulaşım sağlamak mümkün hale gelmektedir.

Isparta’da Ne Yenir?

Her yörenin kendine has yemekleri ve lezzetleri olduğu gibi Isparta’nın da kendine has lezzetleri yok değildir. Tarım yönünden son derece zengin bir alanda yer alan Isparta, özellikle de taze tarım ürünlerini elde edebilmesinden dolayı bu ürünlerin de sık sık kullanıldığı bir mutfağa sahiptir.

Çorba olarak en bilindik yöresel lezzetler genellikle top tarhana, oğmaş ve irmik çorbasıdır. Bu lezzetler Isparta’ya özgü bir şekilde yapılır ve farklı lezzetlerinden dolayı da gelen turistlerin çok ilgisini çekmektedir. Yine de en çok ilgiyi üzerine toplayan yemek elbette ki fırın kebabıdır ve Isparta ile özdeşleşmiş olan bu yemek, eskilerde sadece erkeç etinden yapılıyor olsa da günümüzde kuzu, oğlak ve koyun etinden de fırın kebabı yapılmaktadır. İki saat kadar alevli ateşte ve bir saat kadar da kor ateşte pişen bu nefis lezzeti de Isparta’nın en bilindik restoranlarından olan Ferah Kebap Salonu’nda veya Kebapçı Kadir’de yemek elbette lezzeti geleneksel şekilde tüketmek için birebir olacaktır.

Bölgedeki meşhur Eğirdir Gölü’nde yetiştirilen taze sazan ve alabalıklar da ayrıca lezzetlidir ve gölde yetiştiği için lezzetinin özellikle de göl kenarındaki restoranlarda çok daha güzel olabileceğini söylemek mümkündür. Ayrıca sazan dolması da Eğirdir Gölü çevresindeki birkaç restoranın hazırladığı özel bir yemektir ve mutlaka denenmesi gereken yöresel lezzetler arasında yer aldığını söylemek mümkündür.

Sebze yemeği sevenler için de taze sebzeler ile hazırlanan pek çok alternatif bulunmaktadır. Şalgam aşı, oturma ve bölgeye özgü şekilde hazırlanan dolmalar bu sebze yemeklerinin başında gelmektedir. Biber ve asma yaprağı dolmasına ek olarak kabak, domates ve lahana dolmaları da yörenin kendine has içerikleri ile yapılır ve alışılagelindik lezzetlerden farklı şekilde hazırlanır.

Yemeklerine üzerine tatlı yemeyi sevenler de ayrıca Yalvaç ilçesine has olan Yalvaç güllacını deneyebilirler. Lorlu güllaç olarak bilinen bu tatlı, lor ile hazırlanan farklı bir güllaç tarifi ortaya koyar ve bölgeye gelenlerin beğenerek yediği bir lezzettir.

Isparta’da Hangi Aktiviteler Yapılabilir?

Pek çok doğal alan sunan Isparta’da gezmek zaten başlı başına bir olaydır. Doğal güzelliklerini keşfetmek için trekking yapmak, yürüyüşe çıkmak, bu doğal alanlarda kamp yapmak, karavan ile doğal alanları keşfe çıkmak mümkündür. Ayrıca kış sporlarını sevenlerin ilgisini çekecek olan Davraz Kayak Merkezi de kayak yapmak için oldukça büyük bir alan sunmaktadır. Pistlerin konumu, kar kalitesi ve daha pek çok özelliği ile kayma keyfini doruklarda yaşatan Davraz, kış sporları ile ilgilenenlerin de severek gideceği bir aktivite merkezi sunmaktadır.

Temmuz ayında Isparta’ya gitmeye karar verirseniz mutlaka lavanta hasadına katılmanız gerekmektedir. Lavanta tarlalarının o rengarenk görüntüsü içerisinde bir fotoğraf çekilmek ve hasadın nasıl yapıldığını kendi gözlerinizle görmek isterseniz siz de Isparta’da lavanta hasadına temmuz ayında katılabilirsiniz.

Mayıs ayında hasadı yapılan gül tarlalarını da görmek isterseniz gül hasadına katılabilir, taze güller ile hazırlanacak olan reçelleri tadabilir ve hasat sonrasında güllerin nasıl reçele ya da kremlere dönüştürüldüğüne dair doğal ve ev yapımı bilgiler alabilirsiniz.

Mutlaka yöresel lezzetleri tatmanız gerekir. Bu bölgeye has olan fırın kebabından Yalvaç güllacına kadar pek çok farklı lezzeti tadabilir, yöreye özel olan lavantalı ve güllü her türlü yiyeceği deneyebilirsiniz. Lokumlardan kurabiyelere, çöreklerden keklere kadar her bir lezzeti tadarak siz de Isparta yöresel lezzetlerini deneyimleyebilirsiniz.

Doğal alanları gezdiyseniz, plajlarda yüzdüyseniz veya kayak yaptıysanız ilçelerde yer alan müzeleri gezebilir, daha tarihi bir geziye de olanak sunabilirsiniz. Pek çok farklı müzeyi bünyesinde barındıran Isparta, doğal güzelliklerinin yanı sıra tarihi dokusu ile de kültürel bir gezi için geniş bir olanak sunar. Bu nedenle de mutlaka müzeleri ziyaret etmeniz önerilir.

Müzelerin yanı sıra antik kentleri de gezmeniz ve yine hem kültürel hem de tarihi bir gezi gerçekleştirmeniz mümkündür. Farklı pek çok kültüre ve tarihe tanıklık etmiş olan Isparta’da yer alan antik kentler sizi tarihin derin sularına çekecek ve gezinize farklı bir bakış açısı katabilecektir.

Isparta’dan Ne Satın Alınabilir?

Isparta’dan Ne Satın Alınabilir?

Hediyelik eşya satın almak için pek çok farklı alan sunan Isparta ayrıca kendiniz için de alışveriş yapmanız adına pek çok yöresel pazara sahiptir. Öncelikli olarak mutlaka Isparta’daki taze güller ile hazırlanmış olan güllü ürünlerden satın alınması gerekir. Hem tanıdıklarınıza ve ailenize hem de kendinize gül kokularını içeren ya da gül ile hazırlanmış olan içeriğe sahip pek çok bakım ürününü ve yiyeceği satın alabilirsiniz.

  • Gül reçeli
  • Gül lokumu
  • Gül suyu
  • Güllü kremler
  • Gül kolonyasından güllü güzellik ürünlerine kadar pek çok farklı güllü ürünü satın almadan Isparta’dan evinize dönmemeniz gerekir.

Lavanta ayrıca Isparta için son derece önemli olan çiçeklerden biridir ve lavanta tarlalarının ihtişamlı güzelliğini görüp de lavantalı bir ürün almadan eve dönmek olmaz. Bu nedenle de lavantalı kremler, lavanta yağı, lavanta balı, lavanta çayı gibi pek çok farklı lavantalı ürünü Isparta’daki pek çok yerde bulabilir, bu ürünleri satın alarak Isparta’nın tarlalarından bir parçayı evinize götürebilirsiniz.

Isparta halıları ayrıca Isparta’nın en önemli tarihi ve kültürel noktalarından biridir. pek çok çarşıda ve yöresel pazarda mutlaka Isparta halısı satıldığını görebilirsiniz. Hem minyatürlerinin hem de halı boyutundakilerin özel motifleri ve el işçiliği ile hazırlanan özel dokumaları son derece ilgi çekici ve aynı zamanda yöreseldir. Bölge halkı hala dokumacılık ile halıcılık mesleğini devam ettirmektedir ve yöresel dekorasyon ürünlerini sevenler için hem minyatür halılar hem de gerçek boyutlardaki halılar son derece tercih edilebilir bir ürün olacaktır.

Isparta’nın Kültürel Dokusu ve Tarihi Eserleri

Antik çağlara dayanan geçmişiyle Lidyalılar, Frigler, Persler, Helenler, Romalılar, Bizanslılar, Selçuklular ve Osmanlılar gibi pek çok farklı köklü uygarlığa ev sahipliği yapmış olan şehir, kültürel bir tarih mozaiği olarak ülkemizin en renkli şehirleri arasında yer alır. Her köşesinde tarihe tanıklık etmiş bir yapıya, o kültürü yansıtan bir ögeye rastladığımız bölge , “Göller Bölgesi” de denilen verimli doğal yapıya sahip bir bölgede yer aldığı için tarihte sürekli yerleşim alan bir bölge olmuştur. Bu nedenle de pek çok farklı kültürü içerisinde barındırmıştır. Tarihi öneme sahip olan ticaret yolları üzerinde de yer alan bölgede dünya tarihine tanıklık edebilecek sayısız eser yer almaktadır.

Isparta Yöre Kültürü

Zengin bir tarihe ve kültürel yapıya sahip gül şehri Isparta’da bu zenginliğin halk kültürüne de yansıdığını görülmektedir. Türk toplum yapısına ve inanışlarına dayanan doğum, ölüm, nişan, evlenme, asker uğurlaması ve karşılaması, dini ve milli bayram kutlamaları, yağmur duaları, adak inanışları ana hatlarıyla bölge kültürüne yansımıştır. Ancak bölgenin pek çok uygarlığa ev sahipliği yapmış olması da harmanlanmış yörenin kendine özgü kültür yapısını ortaya çıkarmaktadır.

Halk oyunlarından bu bölgeye özgü ağır zeybek, Köroğlu zeybeği, teke oyunları ve daha pek çoğu yöreye özgü halk müziğiyle içinde barındırdığı efsanelere konu olmuş Toros Yörüklerinin bölgeye kattığı farklı kültür, yaşayış ve inanış biçimleriyle tarihte Ermenistan’dan aldığı göç ve bölgede yaşamış Rum kültürlerinin var oluşuyla halk kültüründe de tam bir kültür mozaiği şehir.

Her yılın haziran ayında düzenlenen gül ve halı festivalleri, Isparta’nın gelenekselleşmiş yöre kültürlerinden birisidir. Haziran ayında bölgeyi ziyarete gelenlerin mutlaka görmesi gereken festival, Isparta’nın en meşhur ikilisi olan gül ve halısını içinde barındırır. Bu dönem içerisinde Isparta’nın meşhur gülü için ayrıca festivaller ve çeşitli etkinlikler düzenlenir, Isparta’nın yöresel özelliklerinin tanıtımı ve yakından incelenmesi sağlanır. Yine Haziran ayında yapılan meyve bahçesi şehrin meşhur meyvesi adına düzenlenen Kiraz Bayramı da Isparta’da her yıl kutlanan gelenekselleşmiş kutlamalardandır ve Isparta’nın tanıtımı için de bölgenin yöresel ve kültürel özelliklerinin yanı sıra coğrafi özelliklerinin de öne çıkması adına bu etkinlikler son derece önemlidir.

Dini örfleri, düğünleri, kız isteme törenleri, gelin alma merasimleri, yük yıkma, hamam kültürü gibi halkın geleneksel kültürüyle de bölge Anadolu’yu yansıtmaktadır. Kızın istenmesi ile başlayan evlilik süreci, nişan yapılması ve nişan ertesinde erkek evine yani damada ve ailesine bir takım hediyelerin sunulduğu sini tepsisi yollanmasıyla devam eder. Düğün öncesi erkek evinde evlenecek çifte ve geline verilecek hediyelerin sergilendiği bir tören olan yük yıkma töreni düzenlenir. Yük yıkma töreni de yine halk kültüründe yer alır ve düğün öncesi tel hamamı ile gelin hamamı gibi bir hamam kültürü de yer almaktadır. Isparta’nın halk kültüründe gelin alınması töreniyle başlanan düğün, düğün töreni ile biter. Düğünden üç gün sonra geline ertesi töreni diye adlandırılan bir tören düzenlenir ve bu törende tanıdıklar ile akrabalar gelini tebrik etmek için ziyarete gelirler. Pek çok Anadolu kültüründe de yer alan bu törenlerin her biri aslında farklı kültürlerin bir harmanıdır.

Çocuk görme törenlerinde de tanıdıklar ve akrabalar toplanarak hediyeleriyle ziyarete gelirler. Cenaze törenleri de yine İslam anlayışına uygun olacak şekilde gerçekleşir. Cenaze namazının kılınmasının ardından defnedilen cenaze sonrasında cenazenin defnedildiğinin yedinci gününde merhum adına yemek verilir ve yöresel bir tat olan pişi dağıtılır. Elli ikinci günde de yemek verilir ve mevlit okutulur. Bölge halkı için mevlit okutulurken pişi dağıtılması son derece yaygın olan adetlerden biridir ve özellikle de cenazelerde, adak adandığında ya da bayramlarda lokma dökülmesi son derece bilindik ve sevilen adetler arasında yer alır.

Dini törenler ve dini bayramlar İslam inancına uygun olacak şekilde gerçekleşmektedir. Bayram kutlamaları, bayram namazları, mevlitler ve Ramazan’da toplu olarak yapılan iftarlar da Anadolu’nun samimi atmosferini Isparta’nın dört bir köşesine yansıtmaktadır. Eski Türklerde rastlanan bir kültür de hala yaşatılmaktadır. Esnafların ahilik denilen kültürü hala eski düzeniyle olmasa bile Isparta’da yaşatılmaktadır. Eski kültürde arastalarda toplanan zanaat ve ticaret erbabı bugün benzer şekilde sitelerde toplanmaktadır.

Isparta Yöresel Mimarisi

Isparta, tarihi alt yapısının yanında sivil mimarisi yönünden de ilgi çeken alanlardan biridir. Birçok uygarlığa ve kültüre ev sahipliği yapmış olan bölgenin yöresel mimarisinde de zengin ve harmanlanmış bir yapıya rastlamak mümkündür. Farklı kültürlerin ve aynı zamanda farklı dönemlerin etkisi mimariye net şekilde yansımıştır.

Yapı malzemeleri genellikle taş olan iki katlı veya bazen de nadir şekilde üç katlı olarak yapılan konak tarzı yapılarda çıkmalı sofaları kiremit kaplı yapılarıyla yöreye özgü mimari yansıtılmaktadır. Bu sivil mimariye yoğun olarak Sermet, Yayla, Gazi Kemal, Doğancı, Keçeci, Çelebiler, Dere, Emre, Kurtuluş, Karaağaç mahallelerinde rastlanmaktadır ve bu mahalleler genellikle eski yapıları ile göz önüne çıkmaktadır.

Isparta’nın yoğun kültürel yapısı evlerindeki çeşitlilikte de fark edilmektedir. Türk evleri, Acem evleri ve Rum evlerinin bulunduğu mimari dokusuyla da kültürel çeşitliliğin yansıtıldığı bir şehir olduğundan söz edilebilir Isparta’nın. Acem evleri diye adlandırılan yapılarında Kafkasya’dan göç etmiş Ermenilerin yaptığı Türk ve yabancı mimarinin bir harmanına rastlanırken, Rumlara ait yapılarda da bu Ermeni mimarisinin izleri görülmektedir. Isparta’da 1908 yılından sonra şehrin büyük bir deprem atlatması sonrasında sakız gibi evler denilen kapalı balkonlu, tek katlı, taş basamaklı merdivenlerle çıkılan evlerin yapılmasıyla yöre mimarisinde büyük bir değişim olsa da eski yapılara da yer yer ev olarak yer yer çeşitli amaçlarla kullanılan yapılar olarak rastlanılmaktadır. Bu bölgede evlerle de yaşatılan bir kültür mozaiğine tanıklık edilebilmektedir.

Isparta El Sanatları

Isparta’da yer alan eşsiz kültür mozaiğinin bir yansımasına da el sanatlarında rastlamak mümkündür. Yöreye özgü halıları, şehrin her köşesini sarmış olan geleneksel dokumacılık faaliyetleri, keçecilik ve nalbantlık, minyatür at arabaları, oya ve nakış gibi el işlemeleri gibi pek çok farklı kültürel el sanatına Isparta’da tanıklık etmek olasıdır. Isparta’nın tarih boyunca ev sahipliği yaptığı sayısız uygarlığın zengin kültürünün görülebileceği yöresel el sanatları hem koleksiyoncular hem de yöreye uğrayan turistler için benzersiz çeşitler ve el emeği sanatları sunmaktadır.

Halıcılık

Halıcılık

Isparta’da eski bir gelenek olan halıcılık, bölgenin en ünlü el sanatları arasında yer alır. Halıcılığın tarihi Isparta’da yaşayan ilk Türkmenlere kadar uzanan eski ve geleneksel bir kökene sahiptir. 19. yüzyılda çevre illerin ve Avrupa’nın etkisinde kalarak değişime uğramış halıcılığın köylerde yaygınlaşması da evlere kurulan ıstar isimli halı dokuma tezgâhlarıyla gerçekleşmiştir. Bunun öncesinde atölyelerde elle üretim faaliyetleri yaygın şekilde gerçekleşmiştir.

Genel olarak Isparta kültürünün bir yansıması olan gül ve meyve desenlerinin yanı sıra zengin bitki çeşitliliğine ve hayvan ögelerine sahip yapısının bir yansıması olarak kuş ve bitki desenleri ile bezenmiş halılar da ayrıca kültürden beslenen birer el emeği ortaya koyar. Halı dokumacılığında üne sahip olan şehirde halılar, üzerindeki bu desenlere göre üzümlü, hançerli, bademli, ağaçlı olabilmektedir çünkü alışılageldik kültür içerisindeki klasikleşmiş ögeler dokumacılıkta tercih edilmektedir.

Yörede küçük tezgahlarda hediyelik amaçlı satılan minyatür halılar da yöreden bir hatıra ile ayrılmak isteyenlerin rağbet ettiği Isparta kültürünün şirin bir yansıması olarak sunulan bir seçenektir. Gerek minyatür halılara gerekse diğer el halılarına göz atmak, Isparta kültürünün bu otantik yansımasına tanıklık etmek için Isparta merkezde bulunan Halı Sarayı mutlaka ziyaret edilmelidir.

Kilim (Düz Dokumacılık)

Isparta’da yaygın olarak Yörük kültüründe ve bazı Türkmen köylerinde kilim dokumacılığı son derece yaygın şekilde görülmektedir. Kilim dışında heybe, çanta ve çuvallarda da dokumacılığa yer verilmektedir. Günümüz modern dünyasında giderek azalmış olan kilim dokumacılığı, Isparta geleneksel halk kültüründe özellikle de cenazelerde tabutun üzerine örtülmek üzere ve daha sonra camiye bağışlanmak adına kültürel birer öge olarak tercih edilir. Ayrıca halk kültüründe de düğün arabalarının önlerine, at üzerlerine çeşitli torba, heybe, yastık boyutlarında asılan kilimler daha sonra gelin alan kişilere, araba ya da at sahibine hediye edilmektedir.

Yanış denilen kilim motifleri yine yöre halkının sahip olduğu kültürel geçmişin ve ağırlıklı olarak Yörük kültürünün bir yansımasıdır. Dokunma şekli ve motiflerine göre çeşitli yöresel isimler alan motifleriyle Isparta’nın otantik kültürünün parçası olarak kilimlerin de bölge kültürü için son derece önemli olduğundan söz edilebilmektedir.

Keçecilik

Ağırlıklı olarak Yalvaç ilçesinde yaygın bir el sanatı olan keçecilik, günümüz koşullarında giderek azalan bir sanattır ve Isparta’da sekiz adet keçe imalatçısı bu el işini sürdürmektedir. Duvara asmalık, minyatür, yelek, kepenek, yolluk gibi çeşitlerde üretilen bu el sanatında genellikle üç renk yer alır. Bu renkler kırmızı, siyah ve mavidir. Nakışlarla bezenen keçeler, koyungözü, üçleme, dörtleme, tavan arası, kıvırma gibi yöresel isimlerle anılmaktadır.

Semercilik, Saraçlık ve Nalbantlık

Günümüz modernleşen yaşam düzeniyle birlikte yok olmakta olan yöreye özgü el sanatlarından olan semercilik, saraçlık ve nalbantlık; makineleşme sonrasında köylerde de bu yöntemlerin tercih edilmesiyle yavaş yavaş azalmış ve neredeyse sona ermiştir ancak küçük kasabalarda hala bu sanatlar ile ilgilenen yöre halkına rastlamak mümkündür.

Minyatür At Arabası

Minyatür At Arabası

At arabası kültürünün hemen hemen hiç kalmadığı günümüzde bu kültür minyatür at arabalarıyla yaşatılamaya çalışılmaktadır ve bir kültür yansıması olan bu el sanatı, Yalvaç ilçesinde hala bir imalatçısı bulunan bir kültürel el sanatıdır. Oteller, lokantalar gibi farklı mekânları süsleyen bu sanat, özel bir el emeği gerektirmektedir.

El İşlemeleri

Türk kültüründe kadınların vazgeçemediği el sanatlarından biri olan el işlemeleri, Isparta bölge halkı için de son derece önemli ve eski el sanatlarından biridir. Tülbent kenarlarına işlenen, her yörenin kendine has motiflerle ve renklerle sunduğu bu el sanatı Isparta yöresinde özellikle Uluborlu ilçesinde yaygın şekilde devam etmektedir. İğne oyası, tığ oyası, mum oyası, boncuk oyası gibi çeşitlerin bulunduğu bu el sanatında sunulan ürünler işlenen desenlere göre pek çok çeşitte yöresel isim almaktadır ve renk renk, desen desen motifleriyle hem yöreye uğrayanlara hediyelik çeşidi olarak sunulur hem de yöredeki kadınların çeyizlerini süsler.

Isparta’nın Doğal Güzellikleri

Pek çok farklı tarihi alanı ile farklı kültürleri ve tarihi alanları bünyesinde barındıran Isparta ayrıca pek çok doğal güzelliğe de sahiptir. Bu nedenle de aslında Isparta’ya düzenlenen geziler yalnızca tarihi birer gezi olmayacaktır. Bölgeye yapılacak olan geziler aynı zamanda doğal güzellikleri keşfetmek için de eşsiz bir fırsat sunabilecektir. Bu nedenle de aslında Isparta’ya giden ziyaretçilerin göllerden mağaralara, yaylalardan plajlara kadar pek çok farklı doğal güzelliği keşfetmesi eşsiz bir gezi deneyimi sunabilecektir.

Isparta’nın Gölleri

Kültürel zenginliğin yanı sıra doğal zenginlikleri de içerisinde barındıran Isparta, gölleri ile de büyüleyici manzaralar sunan bir doğal yaşam alanı içerisindedir. Bilindik gölleri farklı iller ile komşudur ve bu göller hem geniş alanlarda yer almaktadır hem de farklı çok sayıda canlıya da ev sahipliği yapan bir doğal yaşam alanı sunmaktadır.

Eğirdir Gölü

Türkiye’nin dördüncü büyük gölü olan Eğirdir Gölü, 517 kilometre² yüzölçümüne sahiptir ve yüksekliği de 1000 metredir. İki tane de küçük ada mevcuttur Eğirdir üzerinde. Bunlar Can Ada ve Yeşil Ada olarak bilinmektedir. Suların azalması ile Eğirdir’e bağlanan bu adalar zaman içerisinde yarımada halini almıştır. Eğirdir’in görenleri büyüleyen atmosferinde benzersiz bir renk oluşturan bu yarımadalar da göle renk katar ve doğal güzelliklerin renklerine farklı bir nefes getirir.

Gölcük Gölü

Kaynak:facebook.com/32isparta/photos/a.618587281511358/4933129243390452

Isparta şehir merkezinin yaklaşık olarak 8 kilometre kadar güneybatısında yer alan volkanik bir göl olan Gölcük Gölü, denizden 1300 metre yüksekliğe ve totalde 2,5 kilometre genişliğe sahiptir. derinliği ortalama 30 metre kadar olan bu göl bir tatlı su gölüdür. Gölcük Gölü dibinden çıkan kaynaklarla ve yağmur suları ile beslenen doğal bir yapıdır ve bir süreliğine Isparta’nın içme suyunun da sağlandığı alan olmasından dolayı suyunun temiz ve gerekli değerlere yakın olduğunu söylemek de mümkündür. En derin noktası 36 metre olan bu gölde pek çok farklı tatlı su hayvanı yaşamaktadır ve genellikle hafta sonlarında bu alana piknik yapmak için çok sayıda bölge insanu ile karşılaşmak mümkündür. Ayrıca çevre illerden ve bölgelerden de Gölcük Gölü’nü görmek için gelen çok sayıda turist mevcuttur.

Kovada Gölü

Antalya Körfezi’nin kuzeyinde yer alan bir tatlı su gölü olan Kovada Gölü, küçük bir göldür ve Göller Bölgesi’nde yer almaktadır. Eğirdir Gölü’nün bir uzantısı olan Kovada Gölü, on beş kilometre uzunluğundadır ve yüzey rakımı 908 metre olarak ölçülmüştür. Ziyaretçilerin doğa ile baş başa kalmak için tercih edebileceği bir ortam sunan Kovada Gölü ve çevresi, eşsiz güzellikteki tabiatı ile gelen misafirlere doğal ve şirin bir şekilde kucak açmaktadır.

Isparta’nın Plajları

Isparta’nın doğal güzelliklerinden biri olan plajları da ayrıca dikkat çekici yönlerinden biridir ve özellikle de turistlerin yaz döneminde gittiğinde en sık ziyaret ettiği alanlar genellikle plajlardır. Farklı bölgelerde yer alan göz alıcı plajları ile gelen ziyaretçilere hem eğlenmek hem de yüzmek için farlı olanaklar sunan Isparta, yine doğal güzelliğinin dikkat çekici yönü ile gelen misafirlerini memnun etmektedir.

Bedre Plajı

Bedre Plajı

Eğirdir Gölü’ne bağlı plajlardan biri olan Bedre Plajı bir tesise bağlıdır ve tesis içerisinde otopark, büfe, park yeri, mescit, soyunma kabini, duş yeri, tuvalet, mangal alanı ve hatta Aquapark bile bulmak mümkündür. Günübirlik şekilde çadır ve karavan konaklamaları için uygun olan Bedre Plajı oldukça geniş bir alanda olduğundan dolayı her zaman bu plajda sakin ve boş bir yer bulmak mümkündür.

Altınkum Plajı

Eğirdir’in merkezine yaklaşık olarak 2 kilometre uzaklıkta olan Altınkum Plajı, çadır kampı yapmak isteyenler için ayrılmış olan ek bir alana sahiptir ve bu alan ile plaj yan yanadır. Bu sayede kamp yapmak isteyen ziyaretçiler keyifli şekilde kamplarını yapabilir ve plajda vakit geçirebilirler. Marketten şezlonga kadar sahilde istenebilecek her olanağı sunan Altınkum Plajı, keyifli bir kamp geçirmek ya da sadece günübirlik şekilde yüzmek için tercih edilebilecek temiz ve sakin plajlardan biridir.

Yalvaç Taşevi Halk Plajı

Yalvaç’ın merkezine yaklaşık olarak 20 kilometre uzaklıkta kalan Yalvaç Taşevi Halk Plajı, karavanlar ile gidilerek karavan kampı yapılabilecek sessiz ve sakin bölgelerden biridir. ince kumlu yapıya sahip olan bu plaj, gölün temiz ve berrak sularını barındırdığından dolayı yüzmek için son derece elverişli bir alan da sunmaktadır. Piknik yapmak, karavan kampı yapmak, günübirlik şekilde yüzmeye gitmek için eşsiz güzellikteki yerlerden biri olan Yalvaç Taşevi Halk Plajı, kişi başı ücret almaktadır ve bu ücret 5 TL gibi son derece cüzi bir ücrettir. Özel plajların ücretlerinden daha düşük ücrete sahip olması da ayrıca bu plajın tercih edilebilir olmasına olanak tanımaktadır.

Isparta’nın Kanyonları

Kanyonları ile de bilinen Isparta’da en bilindik kanyonlar genellikle doğa yürüyüşleri ve doğa sporları için tercih edilen, yeşili ve temiz havası ile büyüleyen bir atmosfer sunmaktadır. Hem tarihi yöne sahip olan hem de doğa sporları ile uğraşanların bayılacağı bu kanyonlar özellikle de aile gezileri için birebir alanlardır.

Yazılı Kanyon – Sütçüler

Yazılı Kanyon’a adını veren, M.S. 50 yılında Hierapolis’te doğan ve M.S. 138’de ölen ünlü filozof Epiktetos’un imzalı bir şiirinin bu alan içerisinde yer almasıdır. Şiirinde hür insana seslenmekte olan Epiktetos’un bu şiiri kanyona adını vermiştir ve bu şiirin yazılı olduğu kayayı kanyonun içerisinde girildiği zaman görmek de mümkündür. Eşine az rastlanan bir doğa güzelliğine sahip olan, antik dönemlerden izler taşıyan bu kanyon Sütçülere 10 kilometre uzaklıkta olup oldukça geniş bir alanı kapsayan tabiat parklarından da biridir. Kral Yolu’nun da içinden geçtiği kanyon, tapınak ve kaya yazıları ile tarihi bir önem de arz eden bir tabiat harikasıdır. Toroslardan doğru gelen çam havasına doymak isteyenlerin bayılacağı bu doğal alan, vakit geçirmek ve keyifli şekilde doğa yürüyüşü yapmak için ideal bir yerdir.

Köprü Çay Kanyonu – Aksu

Köprü Çay Aksu ilçesinde Anamas Dağları’nın güney yamacından doğan küçük bir deredir. Bu küçük dere Sorgun Yaylası’na ulaştığında menderesler çizerek ilerler. Dört kilometrelik Sorgun Yaylası’nı geçtikten sonra güneye yönelir ve Aksu kaynağının sularını da kendisine katarak, Zindan Boğazı’na girer.

Isparta’nın Yaylaları

Temiz ve ferah havası ile gelen misafirleri son derece sevecen şekilde karşılayan Isparta’nın yaylaları özellikle de bahar aylarında gelen turistlerin yoğun ilgisini çekmektedir. Hafta sonlarında günübirlik şekilde gidilebilecek olan bu yaylalar ayrıca piknikler, yürüyüşler ve doğa sporları sevenler için de sağlayacağı olanakları ile farklı bir alan sağlayabilecektir.

Sorgun Yaylası – Aksu

Aksu ilçesinde Zindan Mağarası’na yakın bir konumda yer alan Sorgun Yaylası, büyüleyici bir doğanın içinde bulunmaktadır. Turistik açıdan yerleşimleri yakın olan yaylalar günübirlik olarak hafta sonu bu alanı tercih etmektedir. Dinlenmek, yürüyüş yapmak, eğlenmek, piknik yapmak ve doğanın keyfini çıkarmak için eşsiz seçeneklerden biri olan bu yayla; Isparta’nın doğal güzellikleri arasında en sık tercih edilenlerden biridir.          

Beş Kuyular Yaylası – Eğirdir

İsmini yaylada bulunan beş adet kuyudan alan Beş Kuyular Yaylası, Kovada Gölü Milli Parkı’nın kuzeyinde ve Kasnak Meşesi Tabiat Koruma Alanı’nın güneyinde yer alır. Eşsiz bir doğanın ortasında kalan Beş Kuyular Yaylası, yaylacılık turizminde Isparta’nın sayılı yaylalarından olan alanlardan biridir. Ulu Çınar diye adlandırılan tarihi bir çınar ağacı da bölgeye ziyarete gelenlerin ayrıca dikkatini çekmektedir. Oldukça eski yıllardan beri bölgede yer almakta olan bu çınar ağacı, bölgenin farklı tarihlerine ve kültürlerine tanıklık etmiş olan dilsiz bir imleçtir.

Söğüt Yaylası – Sütçüler

Yazılı Kanyon’a yakın olan yayla, aynı zamanda Karaca Ören Barajı’na ve Antalya’ya da yakındır. Bu nedenle de bölgedeki turistler tarafından sık sık uğranan doğal alanlardan biridir. Çim kayağına uygun alanların da mevcut olduğu yaylada Goca Ardıç denilen tarihe tanıklık etmiş bir ağaç da bulunmaktadır. Piknik için de uygun olan mekanın çeşitli su kaynakları mevcuttur. Geleneksel ahşap pınarı ve yalağı da ayrıca görülmeye değer ögeler arasında yer alır.

Melikler Yaylası – Yenişarbademli

Isparta’nın Yenişarbademli ilçesine bağlı bulunan, yeşilin tüm tonlarının doğa ile harmanlandığı bol oksijen deposu olan bu alan, milli park içerisinde yer almaktadır. Kamp yapmaya ve trekking gibi doğa sporlarına da uygun olan bu alanda doğa ile iç içe vakit geçirmek gelen turistler için oldukça keyiflidir. Yaylanın bulunduğu çevrenin doğası eşsiz güzelliğiyle seyredilmeye, fotoğraflanmaya ve gelen ziyaretçiler tarafından keşfedilmeye değer bir özelliği bünyesinde barındırmaktadır.

Isparta’nın Mağaraları

Isparta’nın doğal güzellikleri içerisinde yer alan mağaralar, farklı pek çok bölgede bulunmaktadır. Pek çoğunda hayvanların yaşadığı farklı bir atmosfer mevcutken bazıları çeşitli doğal yapıların oluşumuna da olanak tanımış olan alanlar sunar ve gelen misafirlere farklı bir deneyim sağlar.

Zindan Mağarası – Aksu

Aksu ilçesinde yer alan Aksu Vadisi’nin içerisinde bulunan Zindan Mağarası, 765 metre uzunluğunda bir mağaradır. Mağaranın geniş girişinden sonra 12 metre uzunluğunda daralan bir koridorla mağaranın yine geniş bölümüne geçiş yapılabilmektedir. Mağaranın içerisindeki yeraltı deresinden kaynaklanan sular mağara incileri, sarkıt ve dikitler bulunmakta.           

İnönü Mağarası – Eğirdir

Yağışlı havalarda içerisinde küçük gölcükler oluşan İnönü Mağarası Isparta Eğirdir’in SarIidris Köyü’nün güneyinde, İnönü Tepesi’nin kuzey eteklerinde yer alır ve 227 metre uzunluğunda olan yatay, kuru bir mağaradır. İçerisinde damlataş oluşumları da bulunan mağaranın girişinden sonra dar galeriler halinde genişleyen giriş yer alır.      

Kapıkaya Mağarası

Güneyce Köyü’nün güney kısmında yer alan Kapıkaya Tepesi’nin batısında bulunan Keçikaya Tepe’sinin güney eteklerindeki Kapıkaya Mağarası, Güneyce Köyü’nün içerisinden geçip orman yollarını takip ederek kuzey eteklerine kadar gitmektedir. Buradan yarım saatlik yürüyüşle mağaraya varılabilmektedir. İki tepe arasında yer alan bu mağara, gelen ziyaretçiler için doğal güzelliklerini özellikle de ilkbahar mevsiminde sunmaktadır.              

Pınar Özü Mağarası

Dünya mağaralar literatüründe Avrupa’nın en uzun mağaralarından biri olarak yer alan Pınar Özü Mağarası, Isparta Yenişarbademli ilçesine yakın bir mevkide, Çaydere ormanlarının içerisindedir. İlgi çekici oluşumları olan bu mağaranın üzerinde henüz yerli yabancı uzmanlar tarafından araştırmalar sürdürülmektedir.                           

Ayı İni Mağarası – Yalvaç

Benzersiz nitelikteki sarnıçlarıyla Ayı İni Mağarası, Yalvaç ilçesinde bulunan Sultan Dağları’nın güney eteklerinde, Nazilli Dere mevkiinde 407 metre uzunluğunda kuru, yatay bir mağaradır. İçerisindeki benzersiz sarnıçlar mağaranın eski dönemlerde sığınak olarak kullanıldığını düşündürmektedir. Bazı bölümlerinde yarasa türlerinin yaşadığı bu mağaranın farklı hayvan popülasyonları için de bir sığınak olduğu yapılan çalışmalarda görülmüştür.

Isparta’nın Dağları

Çok sayıda dağı bünyesinde barındıran Isparta, pek çok farklı doğal güzelliğe sahip olduğu gibi dağları ile de dikkat çeken bir şehirdir. İlgi çekici yükseklikteki ve yeşillikteki dağları ile hem doğa sporlarına olanak tanıyan hem de farklı bölgeleri keşfetmek isteyenler için farklı olanaklar sunan bu alanlar, Isparta’nın keşfedilmesi gereken doğal alanlarını içerisinde barındırmaktadır.

Davraz Dağı

Davraz, Akdeniz bölgesinin göller yöresinde, Eğirdir ile Kovada Gölleri arasında yükselen ve Isparta Ovasını kuşatan dağ kütlelerinden biridir. Halk arasında hem Davraz hem de Davras olarak adlandırılan dağ ayrıca Türkiye’nin en modern kayak pistlerine sahip kayak merkezlerinden de biridir. Davraz’ın etrafında da Gelincik Dağı yer almaktadır.     

Dedegöl Dağları

Dedegöl Dağı, Beyşehir ve Eğirdir göllerinin arasında yükselen Anamas Dağ silsilesinin en yüksek sivrisidir. Bu bakımdan muhteşem bir görsel güzelliğe sahip olduğunu söylemek mümkündür. Köknar, ladin, kızılçam ve ardıç ağaçlarından oluşan orman; Dedegöl Dağı’nın neredeyse zirvesine kadar yeşile bürünmüştür. İçerisinde birbirinden farklı türlerde ve çok sayıda farklı tür bitkiyi ve hayvanı da barındıran bu dağlar ayrıca hem bitkisel çeşitlilik hem de hayvanların doğal yaşam alanı olmasından dolayı son derece farklı bir atmosfere sahiptir.                             

Sultan Dağı

Konya ile Isparta’nın sınırında yer alan Sultan Dağı, Batı Toroslar’dan Afyon’a kadar uzanır ve Sultan Dağı’nın en yüksek zirvesi 2612 metre yüksekliğindedir. En yüksek zirvesi yöresel adıyla Gelincik Zirvesi olarak da anılmaktadır. Sultan Dağı, gerek tarihsel değeri gerekse dağcılık ya da fotoğrafçılık gibi hobilere gönül verenler için keşfetmeye değer manzarasıyla kendisine hayran bırakmaktadır. Açık hava sporlarını sevenlerin ve macera ile doğa tutkusunu birleştirmek isteyenlerin beğeneceği Sultan Dağı, yüksekliği ve doğal alanı ile dikkat çeken önemli doğal güzelliklerden biridir.

Isparta’nın Tabiat Parkları

Doğal güzellikleri ile öne çıkan Isparta’nın sahip olduğu tabiat parkları günübirlik geziler için ideal olan, farklı hayvan ve bitki türleri ile tanışmak için de gerekli olanağı sunan bir alan sağlar. Özellikle de doğa ile iç içe olmayı sevenler için farklı seçenekler sağlayan bu tabiat parkları farklı gezi planlarında keyifli bir aktivite olarak yer alabilecektir.

Kovada Gölü Milli Parkı

Eğirdir ilçesinin 29 kilometre güneyindeki 6.534 hektarlık bir alana sahip olan ve zengin florası ile yaban hayatının bulunduğu, adeta bir kristali anımsatan Kovada Gölü ve gölün etrafındaki bu yeşil alan Isparta’nın görülmesi gereken doğa harikalarından biridir. Açık havada dinlenme, eğlenme imkanları, el değmemiş doğasının araştırılması, kampçılık gibi pek çok açık hava sporuna ve açık hava eğlencesine olanak tanıyan bu alan; Isparta’nın doğal güzelliklerini keşfetmek ve aynı zamanda doğa ile iç içe keyfini sürdürmek için birebirdir.               

Gölcük Gölü Tabiat Parkı

İl merkezine 13 kilometre mesafede yer alan, deniz seviyesinden 1380 metre yükseklikte olan bu doğa harikası krater gölü Isparta ve yöre halkının günübirlik dinlenme, eğlenme ve spor ihtiyaçlarını karşılamaktadır. Bulundurduğu tesislerle samimi bir atmosfere sahip olan Gölcük Gölü Tabiat Parkı, bir restoran binası ve bir de kır gazinosu barındırır. Tabiat parkı ayrıca bitki ve hayvan çeşitliliği bakımından da zengin olduğundan dolayı doğa ile iç içe zaman geçirmeyi sevenlerin sürekli ziyaret etmek isteyeceği bir alan sunmaktadır.             

Gelincik Dağı Tabiat Parkı

Eğirdir Barla yolu üzerinde olan ve Isparta şehir merkezine 70 kilometre mesafede yer alan Gelincik Dağı Tabiat Parkı, 2.593 hektarlık ormanlık bir alanı kapsamaktadır. Bu park zengin bir yaban hayatı potansiyeline sahiptir ve kırmızı orman karıncasından sedir karaçamına, ardıç ağaçlarından tıbbi ve aromatik bitkilere kadar hem ender rastlanan hem de güzellikleri ile büyüleyen doğal oluşumları Gelincik Dağı Tabiat Parkı’nda bulmak mümkündür.            

Kasnak Meşesi Tabiat Koruma Alanı

Eğirdir ilçesine bağlı olan ve 1300 hektar alanı kapsayan Kasnak Meşesi Ormanı, Isparta il merkezine 57 kilometre uzaklıkta yer almaktadır. Göz kamaştırıcı güzelliğe sahip olan bu alanda koruma alanı içerisinde olan iki yüz on sekiz bitki türü tespit edilmiştir. Ülkemize has bir tür olan ve yok olma tehlikesiyle karşı karşıya bulunan pek çok farklı türdeki bitki bu alanda koruma altına alınmıştır. Nadir şekilde rastlanan bu bitkilerin çoğaltılması için özel bir çaba sarf edilmektedir ve alanın kendine has doğal yapısını koruması için de ayrıca ilgi gösterilmektedir. Bu sayede ülkemize has olan pek çok bitki türünün yok olması tehlikesi ile başa çıkmak da mümkün olabilecektir.

Yazılı Kanyon Tabiat Parkı

Eşine az rastlanan bir doğa güzelliğine sahip olan Yazılı Kanyon Tabiat Parkı, antik dönemlerden izler taşımaktadır ve bu kanyon Sütçüler’e 10 kilometre uzaklıkta yer alıp 600 hektarlık bir alanı kapsayan tabiat parklarındandır. Kral yolunun da içinden geçtiği kanyon, tapınak ve kaya yazıları ile tarihi bir önem de arz eden tabiat harikası olmasından söz edilebilecektir.

Isparta’nın Müzeleri

Doğal güzellikleri, zengin kültürel ögeleri ile tam bir tarihi ve doğal güzellik merkezi olan Isparta ayrıca pek çok farklı tarihi eserin de sergilendiği birbirinden farklı müzeleriyle de bilinmektedir. Farklı kültürel ögelerin ve tarihi eserlerin çıkarıldığı topraklar olan Isparta, bu kültürel ögelerin ve tarihi eserlerin de sergilendiği pek çok farklı müzesi ile de dikkat çekmektedir.

Isparta Müzesi

Isparta Müzesi ilk olarak 8 Mart 1985’te Etnografya Müzesi olarak açılmıştır ve buna 1989 yılında küçük bir bölüm halinde arkeoloji bölümü de eklenmiştir. Çeşitli arkeoloji çalışmaları yapılmış, Isparta ve çevre bölgelerden elde edilen halıların da sergilenmesi ile birlikte yeni salonlar düzenlenmiştir. Günümüzde müzede pek çok farklı kültürel ve tarihi ögeyi bir arada bulmak mümkündür. Isparta tarihine ve burada daha önceden yaşamış olan uygarlıklara dair daha fazlasını öğrenmek isterseniz en iyi kaynaklardan biri Isparta Müzesi olacaktır çünkü en doğru ve doğrudan kaynağı Isparta Müzesi sunabilecektir.

Yalvaç Müzesi

Yalvaç ve çevresindeki alanlardan çıkan tarihi eserlerin yer aldığı Yalvaç Müzesi, büyük bir değer taşımaktadır. Bölümlere ayrılmış olan müzenin birinci galerisinde Prehistorik Eserler Bölümü yer almaktadır. Yalvaç çevresinden derlenen bu eserlerin her biri hem arkeoloji bakımından hem de tarihi araştırmalar adına son derece büyük öneme sahiptir. Bölge halkının günlük aktivitelerinin öğrenilmesi, yaşayış şekillerinin bilinmesi ve ayrıca bölge halkına dair pek çok farklı bilginin edinilebilmesi adına bu müze son derece büyük öneme sahiptir.              

Süleyman Demirel Demokrasi ve Kalkınma Müzesi

Demirel ailesinin dedelerinin ilk yerleştiği topraklar olması nedeniyle yeri özenle seçilmiş olan müze, İstanköy’de yer almaktadır. Ömrünü uygarlığa ve demokrasiye adayan siyasetçilerimizden biri olan Süleyman Demirel adına yaptırılan külliyenin temeli 10 Mayıs 1992 tarihinde atılmıştır ve külliyenin inşaatı da 11 Mart 1994 tarihinde bitirilmiştir. Bölgeye gelen turistlerin ilgisini çeken bu müzede Süleyman Demirel’in kendi kütüphanesinde yer alan 46.000 kitap, 126.000 fotoğraf, 8.000 hediye eşya, 4.000 tablo, 6.000 teyp ve video kaset ile 10.000 klasör dolusu altı milyon doküman yer almaktadır. Yetişkinlere hitap eden müze; ilköğretim, ortaöğretim ve lise öğrencilerine hitap eden bir müze olmasa da tarihin öğrenilebilmesi için ortaokul ve lise öğrencilerinin de bu alanları gezmesi gerekmektedir.

Uluborlu Müzesi

Alaaddin Keykubat Halk Kütüphanesi’nin içinde bulunduğu Kültür Sarayı Binası’nın birinci ve zemin katında yer alan müze, 23 Haziran 2007 tarihinde açılmıştır. Müzede Isparta Müzesi Etnografya depolarından seçilen pek çok farklı eser ve belge de yer almaktadır. Kültür turizmi için birebir alanlardan biri olan Uluborlu Müzesi, tarihi giyim ürünlerinin ve tarihi eserlerin görülebileceği alanlardan biridir. farklı arkeolojik eserlere ev sahipliği yapmakta olan bu müze, bölge halkının ve bölgeye gelen turistlerin ilgisini çeken tarih kokan alanlardan biridir.

Isparta’nın Antik Kentleri

Farklı pek çok kültüre yüzyıllar içerisinde ev sahipliği yapmış olan Isparta, pek çok antik kenti de içerisinde barındırır. Doğal güzelliklerinin ve kültürel zenginliklerinin yanı sıra antik kentleri de bünyesinde barındıran Isparta’nın antik kentlerinin pek çoğu iyi şekilde korunabilmiş ve yapılarının genel formlarını hala muhafaza edebilmektedir. Bu nedenle de keyifli bir gezi olanağı sunabilmektedir.

Pisidia Antiokheia Antik Kenti

Kuruluşunun M.Ö. 275 yıllarında olduğu tahmin edilen Pisidia Antiokheia Antik Kenti, Helenistik bir mimariye sahiptir ve özellikle de dokusunu korumasından dolayı keyifli bir gezi olanağı sunmaktadır. Roma döneminde en parlak zamanını yaşamış olan kent, Bizans döneminde de önemli dini merkezlerden biri haline gelmiştir ve Aziz Paul buraya üç kez gelerek Hristiyanlığın temellerini de bu bölgede atmıştır. Hristiyanlık için son derece önemli bir bölge olan bu antik kente Hristiyanların pek çoğu bir hac görevi olarak gelmektedir ve tıpkı Aziz Paul gibi bölgeyi ziyaret ederek bir nevi hac görevini yerine getirmektedir. Bölge doğal güzellikler ile iç içe olduğundan dolayı hem korunmuş bir tarihi ve kültürel dokuya sahiptir hem de doğal güzellikler ile iç içe olmasından dolayı ilgi çekici bir güzelliği içerisinde barındırmaktadır.

Adada Antik Kenti

Sütçüler ilçesinde yer alan Adada Antik Kenti, Pisidia Antik Kenti’ne bağlıdır. Korunaklı konumu sayesinde yapısı fazla bozulmadan bugüne kadar oldukça sağlam şekilde gelebilen bu antik kentin M.Ö. 2. yüzyıldan önce kurulduğu düşünülmektedir. Burada gezerken şehrin antik yolu, Roma dönemin kalma tapınakları, forumu, tiyatrosu ve daha pek çok şehir yapısı rahatlıkla görülebilmektedir. Dokusu pek bozulmadığı için bu alanda tarihi ve kültürel bir gezi gerçekleştirmek çok keyifli olabilmektedir. Bu antik kent doğa içerisindeki eşsiz görünümü ile de eşsiz bir manzara sunmaktadır.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz